23 Temmuz 2017 Pazar

Durum raporu

Merhaba,

Uzun zamandır dişe dokunur bir şey yazmıyorum buraya. Deftere yazıyorum daha çok. Daha güzel hissettiriyor. Neyse, bir şeyler anlatacağım.

Evden kovuldum. 3 yıldır ev arkadaşlığı yaptığım şahsiyet saçma sapan bir sebepten beni evden attı. Evet kovuldum. Böylece ben de Antalya'yı terk ettim. Sadece sınavlar için döneceğim. Bir daha dönmek istemiyorum. Hiç sevmedim Antalya'yı. Üç-dört kişiyle vedâlaştım yalnızca. Onlar da değer kişilerdi. Gerisi mühim değil. Evet son 2 yıl zor oldu benim için; ama iyi haberlerim var: DÜZELİYORUM.

Düze çıkıyorum. Az kaldı, vatoz gibi çarpacağım.

Şimdilik bu kadar, hâlâ okuyan varsa bu blogu, kendinize iyi bakın. Ara ara geleceğim gene.

18 Mart 2017 Cumartesi
























"Nobody belongs anywhere, nobody exists on purpose, everybody's going to die."

9 Mart 2017 Perşembe

uzaklarda yaşar





pek trajikomik bir hikâyesi var bu şarkının. bendeki ise bambaşka. kaybolmuş, savrulmuş bir zamanda dinledim. pek konuşmaya gerek yok. zaten bu aralar pek konuşmuyorum. konuşmadıkça biriken şeyler acıtmıyor artık canımı. kanımı akıtabileceğim bir yol bulmuş değilim; ama canım daha az acıyor. hissizleştim, alıştım belki. bilmiyorum, bilmek istemiyorum.



sanırım tekrar flört dinlemeye başlayacağım. 4 senedir dinlemiyorum. birçok şey geldi geçti. hadi bakalım, başlayalım.

25 Ocak 2017 Çarşamba

Bomboş drama, ucuz romantizm, kalıplaşmış cümleler. Dışına çıkınca atılan onaylamaz bakışlar. Kilden yapılmış bir heykel.

8 Ocak 2017 Pazar

krem rengi hırkalara, o hırkalardan yapılan evlere, nar ayıklamaya, soğuktan burnumun üşümesine, pazar sabahlarının sürpriz güneşlerine, aniden çıkıp gelen arkadaşlara, beklenmedik kapı çalışlarına, bir kedinin gelip bana sürtünmesine, yaşamaya, kırmızı kazaklara, genel olarak kazaklara, balıkçı beresine, uzun ceketlere, gömleklere, battaniyelere, umudu kalmayan birine umut aşılamaya, yürümeyi tekrar öğrenmeye, kalbe, tütüne, yaraya, denize, balığa, rakıya, uzun sohbetlere, ani kararlara, sırtımdaki ağrıya, göğsümün orta yerindeki yangına, kitaplara ve kalemime inanıyorum.

ve elbette kırmızı kar yağacağına inanıyorum.

5 Ocak 2017 Perşembe

"kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi,
üşüyorsun
unutma dostumsun sen,
neredeysen orada ölmek isterim..."

4 Ocak 2017 Çarşamba

''İşte ben, bu alışkanlıklarından biri olmak istemem. Senin düzenle olan bağlarından biri. Sabahki diş fırçan, ya da kolunun altına sürdüğün deodorant, ya da yumurtalı şampuan olmak istemem. Bunların günlük mutluluğunda, rahatlığında belki sadece ufak bir payları var. İşte ben bu gündelik mutluluğun daha büyük bir payı olmak istemem. Yani daha rahat olman, korkmaman için örneğin, destek olamam sana. Düzenle bütün bağlarını koparabildiğin zaman, ki bu cesaret ister, bu cesareti gösterebildikten sonra zaten karanlıktan korkmayan biri olursun. O zaman yine beni seversen, bu sevgi kabulümdür. Tamam mı?'' ~Sevgi Soysal, Yenişehir'de Bir Öğle Vakti