"İnsanlar ve fareler düşlerini hiçbir zaman gerçekleştiremezler." ~~ J. Steinbeck
2 Nisan 2012 Pazartesi
Korkma Ben Varım!
"hayat çok tuhaf şebnem: paraşüt, uçaktan yüz yıl önce, 1783’te icat edilmiş.
şebnem içimde, kum saatindeki toz şeker gibi senin sevgin birikiyor. millerce öteden, varlığın başımı döndürüyor.
…
şebnem, her zorluğun içindeki kolaylığı, kara üzümün iri çekirdekleri gibi bulup çıkarabiliriz.
…
tamam abartmayayım, tozutmayayım, uslu çccuk olayım. irmik helvasının üzerinde uçan kelebek gibi toz olayım.
beni kınama yeter ki, huylarımı değiştiririm. bir robot kadar iffetli, güvercin kadar ilimli olurum.
…
şebnem, seni manyaklar gibi özledim." ~müntekim gıcırbey
1 Nisan 2012 Pazar
Amirim evleniyor lan çok mutluyuz!
Behzat: Evlensen ya benle?
Esra: Ne!?
Behzat: Evlencen mi?
Esra: Ayh... Evet!
Behzat: Düşünmek için zaman falan istemiycen yani?
Esra: :)
Bugün aslında pek canımı sıkasım yoktu, ama ne yaparsın hava işte. Yazdırıyor insana. Geçmişinden, yaptıklarından kaçamıyor insan. Alıştım artık, her suçu kendimde bulmaya. Fark etmeden zaten her suç ben olmuşum. Anlayabiliyor musun? Her suç ben olmuşum. Nereden anlayacaksın. Dinlemezsin bile beni. En sıkılgan halinde bile beni dinlememek için elinden geleni yaparsın. Oysa ben, senden gelecek her kelimeyi, küçükken annemin bana yemek yedirirken beklediğim her lokma gibi bekledim. Her neyse işte, ver zuladan bir cigara sevdiğim de beraber yanalım. Senin sigaranı da ben yakarım merak etme. Daha kibrit kutumda 26 tane kibrit çöpü var. İstersen seni arayabilirim, mesaj da atabilirim. 456 tane sms hakkım, 45 dakika da konuşma sürem var. İstersen telefonumdan fotoğrafını da çekerim. Daha 50 mb boş yer var. İstediğin ne? Benden ne istiyorsun? Ne olmamı bekliyordun? Paul McCartney mi? Kimi istiyordun sen beni mi? Beni ben olduğum için sevmedin mi sen? Beni deli yapan özelliklerimle? Neyse niye konuşuyorum ki. Hem sana akıl öğretmek bana kalmadı ya?
Yağmurlu bir doğumgünüertesi
Şehrin ışıkları akıp gidiyor, ben kimi sevsem çıkmazındayım. Fonda gene aynı şarkı çalıyor. Ama sevdiğim, Pazar günleri yürüyen merdivenler çalışmıyor. Yağmur yağmıyor, gökyüzü halime ağlıyor. Ve ben dinlediğim şarkıyla unuttuğum seni düşünüyorum. Tanıdığım tüm aşklar geliyor aklıma, diyorum ki "Hepsi arızalıydı." Ve aynen öyle işte, filmdeki gibi seni karşıma alıp sana "Bana sadece bir sefer seni seviyorum der misin?" demek istiyorum. Cevap vermezsen bağırırım. Ne çare sevdiğim, otobüsler hâlâ tıklım tıklım. Sıkılgan, katil bir ruh gibi dolanıyorum şehirde. Eğer ücrette anlaşabilirsek seni de öldürürüm. Hani şarkıda diyor ya "Nerden baksan tutarsızlık, nereden baksan ahmakça," işte öyle ahmakça dolanıyorum ortalıkta. Oysa sevdiğim benim bir tabancam bile yok. Bazen yeşil o kadar da güzel bir renk değil sevdiğim. Bazen sadece beyaz ve kırmızı. Bazen siyah, yeşilden daha güzeldir. Ve bazen sen siyahtan bile güzelsin. Sahi düşlerinin rengi nedir senin? Benim kırmızı. Kan kırmızı. Şarabın gazabından kork demiş şair sevdiğim, çünkü şarap kan kırmızıdır. Ah be kadın, ne geldiyse başıma senin yüzünden geldi zaten. Deliresim, çıldırasım geliyor seni sevdikçe. Dur! Sözlerin, gözlerine karışıyor. Ayırt edemiyorum. Ne güzel gözlerin var. Böyle kocaman. Gözlerin çok güzel. Otomobillerin farları birbirine girip, gözlerimi alıyor. Gri gökyüzünün altında, bir hapishanede tutsaklar, elleri arkalarında kavuşturulmuş ağızlarında cigarayla voltadalar. Ben hapse hiç girmedim. Sadece mapus türkülerinden bilirim hapisliği. Bir de Ahmed Arif şiirlerinden. Ama sevdiğim, ne çare bir tabancam bile yok katil olmama yetecek. Bir katil olacak olsaydım, önce kendimi vururdum.
Gene uzun yazdım, okumazsın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)