28 Şubat 2016 Pazar

Gidiş geliş aldığımız her bilet hüzün kokar, tortuludur. Tortular birikince can acıtmaya başlar hâliyle. Canımızın yanması bize yaşadığımızı hissettirir. Yaşıyoruz, koşuyoruz, düşüyoruz, dizimiz yaralanıyor. Yaralarımızı sarmaya merhem arıyoruz, merhem beğenmiyoruz.

"Yok, bana Novalgin verme, Majezik ver."
"E ikisi de ağrı kesici?"
"Etol Fort da iyi; ama burnumu kanatıyor."

Merhemden bol ne var dünyada? Belki su, sudan bol? Atomlar, atomlardan bol? Diye uzatırım ben. Uzatmayı severim, sündürürüm, biliyorsun. Sündürmekten hoşnut değilim ama. Bu beni sıkıyor, boğuyor. Canım acıyor, dizlerim hep yara... Yaralarımı taşımaktan hoşnut olmam beni ne yapar? Nereye koyar?

İnsanları üzüyorum. İnsanlar benim yüzümden üzülüyor. Bu beni kötü yapar mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yapıştır!